Eser, Shakespeare ait beş perdelik bir tarihi tiyatrodur. Muhteviyatında 1199-1216 yılları arasında, İngiltere tahtında hüküm sürmüş olan, Kral John'un yaşamı ve ölümü arasında gelişen önemli olaylar içermektedir.
Shakespeare eserlerinde tarihi olaylara değinirken, arka planda kalan kişilere de ilgi gösterir. Aynen bu eserinde olduğu gibi. Eser Kral John'a ithaf edilse de, John'un yeğeni olan Arthur ile annesi Constance'in yaşadığı çaresizlikleri etkileyici bir dille yansıtır okura.
Tarihi kaynaklarda, II. Henry'nin oğlu Aslan Yürekli Richard 1191 yılında kardeşi John'u değil de yeğeni Arthur'u tahtın vârisi olarak ilan ettiğini, ama 1199 yılında ölüm döşeğinde yeğeni henüz 12 yaşında olduğu ve ülkeyi idare edemeyeceği düşüncesi ile vasiyetini değiştirip kardeşi John'u vârisi yaptığı yazar.
Bu bilgiye dayanarak Shakespeare, " Yolumun üzerinde yılan o;
Hangi yöne atarsam atayım ayaklarımı, yatıyor önümde " satırlarıyla, John'un Arthur'u tahtına rakip olarak gördüğüne dem vurarak, John'un Arthur'u tahttan uzaklaştırmak adına, çevirdiği entrikalara da yer vermiştir.
Shakespeare tarihi yansıtan eserlerinde genellikle hakikate vurgu yapsa da, yaşanmamış olayları da yaşanmış gibi yansıttığı olur okura.
Mesela,
" Son verip kılıcınızı bırakmanızı ve bu yerleri,
Gerçek kral olan yeğeniniz genç Arthur'un ellerine terk etmenizi istiyor? "
diye yazmış olduğu satırlarda, Fransa Kralı Philip'in Arthur adına bir talepte bulunduğuna değinmiş. Oysa ki, tarihçi Holinshed'e göre, Fransa Kralı Philip böyle bir istekte bulunmamıştır.
Bazen de yaşanmış olaylara adını vermeden değinir. Günümüz hukuk sisteminin temellerini atmasına vesile olan " Magna Carta " isimli bildirinin adı hiç geçmez eserde. Oysa ki bu bildiri Kral John zamanında, derebeylerinin baskıları sonucunda imzalanması sağlanmış önemli bir fermandır. Bu fermana göre, kralın yetkileri kısıtlanmış ve derebeyleri büyük imtiyazlar kazanmıştır. Bu bildiri bir yandan soylulara avantajlar sağlarken, diğer taraftan kralın yetkilerini kısıtlar. Ama halka herhangi bir getirisi olmaz. Belki de vatandaşların özgürlüklerini belirlemekten uzak olduğu için, Shakespeare eserinde açık açık bildiriye değinmemiştir. Kim bilir...
Shakespeare konuşturduğu kahramanları üzerinden, öyle nükteli ve erdemli sözler yansıtır ki okura, okur şaşkınlıktan donar kalır. Tıpkı,
" Yaptığı tek kötülüğün, başkalarının yaptığı kötülüğü iletmek. " olduğunu söyleyen kahramana, diğer kahramanı aracılığıyla,
" Kötülük kendisi kadar iğrenç kılar,
Kötülükten söz edeni. " örneğinde değindiği gibi. Muhteşem bir kelime oyunu, değil mi? Sanıyorum ki, değerli okurlar siz de en az benim kadar etkilendiniz. Bu örnekte ki gibi, daha bir çok nükteli cümle sıralamak imkân dahilinde. Nasıl ki, Orhan Kemal'in ironi ile örülmüş güçlü bir kalemi varsa, Shakespeare'in de nükte ile bezenmiş güçlü bir kalemi var.
Benim Shakespeare yolculuğum ara ara başka yazarlara yönelsem de, devam edecek! İmkânım dahilinde bütün eserlerini okumak niyetindeyim. Çünkü, ben bir yazarın popüler olan kitaplarından ziyade, popüler olmayan diğer kitaplarının da okunması taraftarıyım. Bazı eserler aynı kalemden çıksa da, popüler olanlara nazaran sönük kalmış olabilir. Sönük kalan eserlerin, ya popüler olanların gölgesinde kaldığı için adı dahi duyulmamış, yada okuru çok fazla cezbetmemiştir. Bana göre her eserin, hissettirdiği duygular farklıdır. " Kral John'un Yaşamı Ve Ölümü " adlı eserinde olduğu gibi. Shakespeare bu eserinde bir zamanlar hüküm sürmüş bir kralın trajik yaşamını baz alarak, genel olarak bütün insanlığa hitap etmese de, satır aralarında muhteşem cümlelerle karşılaşıp okurken büyüleneceğinize garanti veririm.
Hâlâ Shakespeare okumadıysanız, geç kalmış sayılmazsınız.
" Ne tuhaf içlerinde merhamet bulunan yaratıkların,
Merhametli davranmamaları. "
diyen, Shakespeare kulak verin ve kitaplarını okuyun, değerli okurlar...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder