9 Aralık 2020 Çarşamba

KATİLİN ÖZRÜ - NURHAN IŞKIN

Nurhan Hanım'ı daha iyi anlayabilmek ve tanımak adına, eserini okuma kararı aldım. Daha ilk eseri olmasına rağmen, hayretler içerisinde kaldım! Bakıyorum olay örgüsün de kopma yok, olaylar arası geçişler muntazam bir düzende ilerliyor. Betimlemeler kısa ama tadında! Kişi ve yer tasvirleri okura mükemmel bir şekilde aktarılmış. Diyaloglar derseniz, güncel hayattaki konuştuğumuz cümleler! Hatta kitabı okurken şaibeye bile düştüm! 

Neden mi? Gerçekten ilk kitabı mı, diye zihnimde bir soru işareti belirdi, de ondan.



Tamam, ben edebiyat eleştirmeni değilim! Ama okuduğum kitaplar ile kıyaslama yapacak olursam ki, buna hakkım var diye düşünüyorum, tek cümle ile mükemmel bir kitap! Özellikle konusu; tarzı polisiye olmasına rağmen, muhteviyatı beni derinden etkiledi. 


Kitapta; küçükken babasından şiddet gören ve bu şiddete tevazu gösteren bir anne tarafından, yetiştirilen bir evladın yetişkin olunca, nasıl bir potansiyel katile dönüştüğüne şahit olacaksınız! Ayrıca geçmişi, mesleği ve aşkı arasında zor zamanlar geçiren Aylin Komiser, yardımcıları Sinan ve Sedat ile tanışacaksınız. 


Kısaca yazarımız, yaşam ile ölüm arasında, hayatta kalma mücadelesi verdiğimiz şu kısacık fani dünya da, Rabbimizin biz insanoğluna emaneti olan tertemiz, günahsız evlatlarımıza ebeveynleri tarafından neden işkence edildiğine ve bu yapılan işkencenin sonra ki yıllarda ebeveynlere olan getirisine dem vurmuş! Yazarımızın kitapta kullandığı sözleri harika. Tabii ki anlayana!... 

Sözün özü, bu eser mutlaka okunmalı!...


İlhan Selçuk'un Ziverbey Köşkü adlı kitabında dediği gibi, 


" Falaka ve tekme izleri geçer elektrik şokları unutulur da, işkencenin insan yüreğine vurduğu damga silinmez! İşkenceyi yapanlarla, işkenceden geçenlerin çoğaldığı bir toplumda ruhları kinden ve düşmanlıktan arındırmak çok ama çok zor bir iştir. "


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

KIRIM