9 Aralık 2020 Çarşamba

ILYADA - HOMEROS

Mitoloji nedir? Mitoloji kelimesi, Yunanca " Mythos " (Masal-Hikâye) ve " Logos " (Söz) kelimelerinden oluşmaktadır. İnsanoğlu yaşamı boyunca anlayamadığı ve sonuca varamadığı olayları, kendince bir tanrıya atfederek dini açıklamalar nezdinde cevaplamıştır. Dile dökülen bu açıklamalar da, zamanla nesilden nesile aktarılarak mit olarak tanımlanmıştır. Kısaca bir mit, yaşamın neden ve nasıl var olduğunu anlatan tanrısal bir öykü! 

İmgelem ürünü olan mitler estetiksel bir şekilde anlatılan öyküler olsa da, bazen hakikatlere de dem vurdukları kanıtlanmıştır. Mesela İlyada'da bahsedilen Troya Savaşı'nın, yapılan kazı ve araştırmalar sonucu gerçek olduğu ispatlanmıştır.



İ.Ö.700 yılında Homeros adlı bir ozan, Yunan mit hazinesinin temel taşı olan İlyada'da, Troya Savaşı'nın son dokuz gününü şiirsel bir anlatımla işlemiştir. Azra Erhat'ın değindiği açıklamalar ışığında, Homeros'un İlyada'yı Troya Savaşı'ndan 500 yıl sonra, Yunanlılar adına dile döktüğünü öğrenmekteyiz. Homeros hakkında yeterli bir bilgiye ulaşılamamasına rağmen, insanoğlunun ortak bir muhakemeye vardığı tek nokta İlyada ve Odysseia adlı eserlerin Homeros'a ait olduğu gerçeğidir. Ayrıca Azra Erhat'ın edinmiş olduğu tarihi bulgular ışığında, Homeros'un Yunanlı olmasına rağmen, Anadolu'nun Girit uygarlığı içinde yetişmiş İzmir'li bir ozan olduğu da su götürmez bir hakikattir.


İlyada ve Odysseia destanları günümüze kadar, varlığını koruyabilmiş birer harika şaheserler. İlyada'nın Yunan Devletleri arasında bir çeşit kutsal kitap gibi, çeşitli bilgileri öğrenmek için, Homeros destanlarına müracaat etmeleri eserin günümüze kadar gelebilmesini okura kanıtlar nitelikte! İlyada'da her ne kadar savaşın son dokuz günü okuyucuya aksettirilse de muhteviyatında din, politika, askerlik, gemicilik yada hekimlik ile alakalı bilgiler de barındırmaktadır.


Kahramanların fiziksel özelliklerinden ziyade, manevi hissiyatlarına da ayrıntılı bir anlatımla değinilmiş! Homeros günlük yaşam mücadelesini betimlerken anlatımını doğada yaşanmış öykülerle pekiştirerek olayı aktarması tek kelimeyle muhteşem. Öyle ki bir bakıyorsunuz Olympos'ta tanrıların dünyasındasınız, sonra bir bakıyorsunuz insanların dünyasına dalmışsınız. Zaman ve mekanda sıçramalarla olayı öyle bir aktarmış ki, bu da okuyucuyu edilgen konumdan kurtarmış! Destan da nazarımdan kaçmayan bir önemli noktada, tanışıklığın ne kadar çok önem arz ettiği mevzusu. Demek ki, atalarımız boşuna söylememişler. 

" Bir kahvenin, kırk yıl hatırı var. " diye!


Troya Savaşı'nın müsebbibi Helen olsa da, tanrıçaların türlü desiselerle insanların aklını çelerek, savaşın seyrinde önemli rol oynadıklarına değinmek isterim. Maalesef tarih boyunca kadın; insan neslinin devamını sağlayan bir tarla, kocası tarafından misafire sunulan bir ikram, ve eşya gibi alınıp satılan bir köle ve bir hizmetçi olarak karşımıza çıkar. Kadının bir tanrıça, uğrunda savaşlar yapılan vaz geçilmez bir sevgili olma durumuna genellikle masallarda, efsanelerde yada destanlarda rastlarız.


Helen'e sahip olabilmek adına, tarafların giriştiği kanlı mücadeleye adını veren Troya Savaşı'nın yansıtıldığı bu değerli şaheser mit sevenlerin dikkatine!...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

KIRIM