Esir Şehir İstanbul " Kemal Tahir'i tanımak adına okumuş olduğum ilk eserdir. Geceye yenilmeyen her insana, armağan olarak bir sabah ve akabinde bir gündüz ve güneş var, derler. Nasıl ki, her kara günün, bir beyazı ya da her esaretin, bir kurtuluşu olacağı gibi...
" Üstümüze kılıç çekilmedikçe,
Ülkemize girilmedikçe,
Teb'ama cefa edilmedikçe,
Bizden kimseye zarar gelmez. " der, Fatih Sultan Mehmet.
Millet olarak şahsımıza kılıç çekilmedi mi? Çekildi. Ülkemiz cebren ve hile ele geçirilmedi mi? Geçirildi. Kısa bir zaman dilimi de olsa, esaret altına girmedik mi, girdik. Masum ve günahsız milletimize hem fiziksel, hem de psikolojik yaptırımlarda bulunulmadı mı? Bulunuldu. O halde Kemal Tahir'in de dediği gibi, Türk'ü küçümsemenin aptallık olduğunu bütün cihan devletlerine kanıtlamadık mı? Kanıtladık.
Eser tek kelime ile muhteşem. Satırlar arasında ilerledikçe çöken bir imparatorluğun ortasında kalan bir avuç insanın, vatan uğruna vermiş oldukları haklı mücadelelerine şahit olacaksınız. Hem de tarihi verilerle kronolojik sırayla zenginleştirilmiş olarak.
Bir yanda ingiliz kültürüyle yetişmiş olsa da, salt öz benliğinde Anadolu'nun kültürüne sımsıkı bağlı olan Kâmil Bey'in her ne pahasına olursa olsun doğruları adına taviz vermeyen sağlam duruşu, diğer tarafta Kâmil Bey'i kendi taraflarına çekebilmek adına padişah ve taraftarlarının oynadığı alicengiz oyunları. Her çatışmanın bir galibi vardır. İki tane kazananı olamayacağına göre...
Değerli okurlar yalın bir anlatım diline sahip olan eseri, okumanızı önemle tavsiye eder ve Kemal Tahir'in sözleriyle yazımı noktalarım.
" Bir avuç eşkiya " , " Ordudan kovulmuş bir kaç serseri " , muzaffer bir dünyaya karşı zafer kazanabilir mi?
Bir kere, kendilerinden uzakta, kendilerinin yardımına muhtaç olmadan " zafer " değil, " aferin " kazanmak olur mu?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder