25 Aralık 2017 Pazartesi

DENEMELER - MONTAIGNE


                                                         
 

  Denemeler adlı eser ile, kızımın vasıtası ile tanıştım. Bugünler de klasiklere olan eğilimimi fark eden çocuklarım sayesinde, isimlerini duyduğum ama eserlerini okuma fırsatına nail olamadığım yazarlar ile tanışmaktayım. Montaigne de, yeni tanıdığım bir yazardır. 

  Kendini keşfeden bir insanın yaşantısı, kendini keşfedemeyenlere göre efsane görülür. Toplum, böyle insanları baş tacı eder. Montaigne'de kendini keşfedenlerdendir. Fransız asıllı olan Montaigne, deneme akımının kurucusu olarak addedilir. Çünkü " Denemeler " adlı eserinde kesin bir yargıya varmadan, kişisel düşüncelerini sanki kendi kendisiyle konuşuyormuş gibi bir üslup ile aktarır okuyucuya. Kısaca dogmacılığın tam tersidir bir bakıma. 

  Denemeleri tercüme eden Sebahattin Eyüpoğlu da, Denemeleri okuyan herkesin, şu iki dersi aldığına dem vurur. Doğanın istediği gibi düşün ve yaşa; hiçbir kitabın, hiçbir dogmanın kölesi olma. 
  Montaigne Denemeleri kendi ve yakınları için kaleme alsa da, esere hâkim olan unsur insanın ta kendisidir. Amaç okuyucuya bir şey öğretmek değil anlatmak olsa da, her cümlede yazarın kendisi vardır. Ayrıca satırlar arasında ilerledikçe, etkin oldukları dönemlerde isimleri yer etmiş Seneca, Horatius gibi filozofların sözlerine de rastlayacaksınız. Montaigne bu sözler ile kendi düşüncelerini, harmanlayarak aktarmış okura. 

  Öyle ki, Montaigne'in sözleri ve filozoflara ait alıntılar ışığında, okuduğum her bir satırda kendi ruhumun bir yansımasını gördüm. Sanki okuduğum satırların müsebbibi Montaigne değil de, benim kalemimden dökülen yazılardı. Montaigne de benim gibi olaylar karşısında ders almadığı halde, başkalarına ders verenlere kızıyor. İnanç ve ideoloji uğruna cana kıyanlara öfkeleniyor. Bütün okurlara bahşettiği hoşgörüsünü sadece, o tarz insanlardan men ediyor. Olması gerekende bu değil midir? Montaigne'in amacı da edinmiş olduğu bilgiler ışığında, okura yol gösterebilmek. Ama anlayana... 

  Herkes başkalarıyla uğraşacağı çabayı kendini eğitmeye harcasaydı, dünya daha bir yaşanılabilir ve harika bir yer olmaz mıydı? " Bakmasını bilen anılarımda her şeyi söylediğimi, gösterdiğimi görür. " der, Montaigne. Bende ekliyorum ki, Denemeler'de anlatılmak istenileni, anlamak isteyen anlar.
  
  Bazen hissettiklerimiz o kadar derin ve yoğundur ki, duygularımızı telaffuz edebilmek için uygun kelimeler bulamayız. Hadi uygun kelimeler bulduk diyelim! Bu sefer de, dile getirmede sıkıntı yaşarız. Dilimizin ucundadır cümleler. Başlasak, bir evet desek, ardı sıra dökülecektir belki! Ama, olmaz işte!... Ne yaparsak yapalım, olmaz! Bazı anlar istense de, bir türlü dışa yansıtılamaz cümleler! Boğazda bir yumru gibi takılı kalır. Tıpkı boğazda takılı kalan bir balık kılçığı gibi...
  Bu yüzden değerli okurlar, hissettiklerimi hissedebilmek adına yaşamınızda bir kez olsun esere yer verin...

1 yorum:

  1. Merhabalar,

    Fransız deneme yazarı Michel de Montaigne’nin ‘’Yavaşladıkça Çoğalıyorum’’ kitabından altını çizdiğim aforizmaları okumanız için sizinle de paylaşmak isterim: http://www.ebrubektasoglu.com/yazi/montaigneden-20-etkileyici-aforizma/

    Beni en çok etkileyen şu alıntı olmuştu:

    ‘’Doğrusunu söyleyeyim, biz erkekler kendi günahlarımızdan çok karımızın günahlarından, ona gelecek ayıplamalardan korkarız. Kendi vicdanımızdan çok karımızın vicdanının üstüne titreriz. (Aman ne fedakârlık!) Karımız bizden daha iffetli olsun da, biz hırsız olmaya, yemin bozmaya, aforoz edilmeye razıyız.’’

    Keyifli okumalar dilerim,
    edebiyatla ve sağlıcakla kalın.

    YanıtlaSil

KIRIM