17 Ekim 2020 Cumartesi

BÜYÜK İNSANLIK ( KENDİ SESİNDEN ŞİİRLER)


Eserin muhteviyatı 1960'ların teknolojisi bir makara bantta tam elli yıl bekledikten sonra Bedri Rahmi'nin gelini Hughette tarafından, Bedri Rahmi'nin bütün eserlerini yayınlayan İş Bankası Kültür Yayınları'na basılması için teslim edilmiş olan şiirler. Ekinde CD ve kitabın ön kapağında Nazım'ın Bedri Rahmi'ye yadigarı olan, annesi Celile Hanım yaptığı ve ilk defa ortaya çıkan bir portresi var. 

İbn Kemal'in Yavuz Sultan Selim için söylemiş olduğu meşhur bir beyit vardır. Şöyle der, İbn Kemal;
Az zaman içre çok iş etmiş idi
Sayesi olmuş idi alem-gir
Şems-i asr idi asırda şemsin
Zilli memdud olur zamanı kasir
" Az zamanda çok işler başarmıştı 
Gölgesi bütün cihanı tutmuştu
O padişah İkindi güneşi idi
Bu vakitte güneşinin gölgesi uzun, ömrü de kısa olur. " 
Beyit sanki Namık Kemal'in de hayatını anlatır mahiyette. 48 yıl gibi kısa bir ömre, bir ömür sığdırmış Tasvir-i Efkar Muharriri Namık Kemal. 

Gaye ne şan şeref, ne de servet. İstibdada karşı savaşan, meşrutiyete inanmış bir şair. Özgürlük, eşitlik ve vatan gibi siyasal rengi olan fikirleri aşılamaya çalışan devrin iktidarına bir prensip namına muhalif. Vatan ve millet mevzuları karşısında derin ve şiddetli heyecan duyan bir mizacın ifadesini sergileyen Namık Kemal'in karakteristik parıltıları, ilk hamlenin coşkunluğu içinde daha on iki-on üç yaşlarındayken filizlenmeye başlar. 

Sadettin Nüzhet Ergun, Namık Kemal ile ilgili eserinde ilk manzum denemesinin:
" Gelip mektub-ı mergubun safa bahşeyledi cana 
Sürurumdan serim tacı erişti arş-ı Rahman'a " olan beyit olduğunu kaydeder. 
O an için kimden mektup aldığı bilinmeyen Kemal'in sevinci o kadar taşkın bir hal alır ki, taclı başı Allah'ın arşına değdiği anlamına gelen yüreğinin çığlığı dile gelir. Ruhunun sarsıntıları, zayıf ruhları bile etkileyecek bir coşkunlukta. Coşkunluğunun bile, kendine özgü bir ilerleyişi var. Tarihi kaynaklarda yaşıtlarına nazaran, daha çocuk denecek yaşta Osmanlı tarihine ilgi duyduğu kaydedilir. 
Osmanlı Devleti'nin yönetim kadrosunda çeşitli görevler almış kültürlü bir aileye mensup olduğundan mı yoksa içinde yaşadığı ve temas ettiği çevrenin etkisinde kalmasından mı, bilmiyorum ama bildiğim bir mevzu var kisüreç içinde memleketin idari ve sosyal meselelerindeki aksaklıklar ve bunlara karşı alınması gereken tedbirlerle meşruti bir rejimin gerekliliğine fikir yoran bir muharrir olacağının temelleri daha genç yaşında atılmıştır. 

Asıl adı Mehmet Kemal'dir. Rivayete göre Asım Bey isim koyması için oğlunu bir dervişe götürür. Derviş de çocuğa " Mehemmed Kemal " adını koyar ve çocuğun " İslam'a Kemal " olması için dua eder. Asım Bey, oğlundaki " Feyz ve ilhamın " dervişin bu duası sonucu hasıl olduğuna inanmakta imiş. 

Namık Kemal yıllar sonra Abdülhak Hamid'e gönderdiği 5 Temmuz 1879 tarihli mektubunda, bu konuda şunları söyler :
" Benim tarih-i viladetim 1256'dır (1840). Tekfur Dağı'nda doğmuşum. O zamanın şairlerinden Arif efendi namında bir adam viladetime tarih olmak için : " Erdi şeref bu dehre Mehemmed Kemal ile "hezeyanını söylemiş. " Erdi " yerine " verdi " olsaydı, hem ben beş yaş daha kazanmış olurdum, hem de tarih manalı zuhur ederdi. Senin tarihin yok mudur?"
(Tansel 1969: 450) 

Eline geçen her fırsatta eğitimin ve tahsilin üzerinde duran Namık Kemal, edebiyat hayatına Tasvir-i Efkar'da yayımlanan daha çok fıkra ve haberlerin tercümeleri ile adım atarak, 1860 yılında devrin ileri gelen şairleri ile tanışma fırsatı yakalar. Fakat asıl şahsiyeti 1862 yılında Şinasi ile tanıştıktan sonra değişir. Sosyal ve politik meselelerin adamı olurken, şiirlerinin konusu da değişir. 
Siyasi mahiyetteki ilk makalelerini 1866 yılı başlarında " Memleketeyn " meselesi üzerine yazarak, aktif bir mücadele girer. 

" Cihan titrer sebat-ı pay-ı erbab-ı metanetten " 
(Metanet ehli adamın duruşundan, cihan titrer.) 

Ciddi anlamda rahatsız olan devrin iktidar Namık Kemal'in yayın hakkını elinden alarak sırasıyla Gelibolu, Magosa, Midilli, Rodos ve Sakız adalarına sürgün eder. Sürgün hayatına Midilli'ye geçmeden önce beş aylık bir mevkufiyet süreci de eklidir. 
Ne yazık ki Sakız adasına nakledildiği gün sağlığı bozulur ve takvim 2 Aralık 1888 yılını gösterdiği gün henüz kırk sekiz yaşında hayata gözlerini yumar. 

Bir çok yazar gibi Namık Kemal'de edebiyatı iktidara karşı bir güç olarak kabul etmiş ve hayatını bu uğurda harcamıştır. 
Mazluma acıma, millete hizmet, vatan için fedakarlık, hürriyetin yüksek bir değer olduğu fikri, insan iradesi... İşte Namık Kemal'in ortaya koyduğu ve yüceltiği kıymetler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

KIRIM